Şu anda yaşadığı yerle neredeyse tüm duygusal bağını kesti. Birden! Artık bu şehrin soğukluğundan, evinin küçüklüğünden, ve bu şeylerin böyleliklerinin hiç birinden rahatsız bile olmuyor. O kadar yoklar çünkü artık. Yakında gideceği yerle de henüz bir iletişim kuramadı. Doğasının güzelliğine, orada onu beklediğini sandığı birinin varlığına, yeni iş ortamının dayanılmaz heyecanına rağmen. Şimdiye kadar ne istediyse onu yaptı, kimselere kulak asmadan. Kendisi karar verdi, kendisinden izin aldi. Şimdiyse havada asılı kalmış bir tüy gibi. Bir rüzgar esse şöyle hafiften, o yöne gidecek, esmiyor rüzgar.
Biri (B) sesleniyor fısıldayarak, alaycı bir tonda:
- Ne zamandır böyle kendinizin dışında bir şeylerden medet umar oldunuz hanım efendi?
Kendilerinden biri (KB) cevap veriyor, kendini tüy gibi hisseden olanı :
- Dünden beri, ya da doğduğumdan beri, ya da yarından itibaren.
Başka bir kendisi (BBK) atlıyor lafa:
- İyi ama, sanki cözümsüzlüğü çözüm olarak kabul etmişsin gibi geliyor kulağıma bu benim.
KB:
- Oooofff, çözümsüzlük, çözüm, ne diyorsun sen şaskın ben! Burada bir andan bahsediyoruz, kısacık bir an! Usul bir rüzgarın esip, beni, ya da bizi diyelim, taaa uzaklara atıvereceği kısacık bir an, buradan başladık ya tartışmaya. Kitap cümlelerinden, film sahnelerinden üzerimize alındığımız hayatlardan değil .
BBK:
- Kısacık bir an diyorsun, ama kendimizi tüy mü neyse işte o salınan şeye benzetecek kadar üzerinde düşünmüşsün sen de aslında. Sen de kendi kurduğun cümleler kadar, ve kelime dağarcığın kadar yaşıyorsun bu hayatı. Aramızdaki fark; benim ne kadar olduğumuzu bilmem, ve yaşadığımız şeylerden bir nefes keyif almaya calışmam her şart altında, seninse ne olduğumuzu bilmen ve sürekli yakınarak, sürekli memnuniyetsizlikle, ama yine de değişime adım atmadan bekleyip durman.
KB:
- Seninki de modası geçmiş bir iyimsercilik oluyor. Aynı benim gibi sen de, "değişime adım" atmadan, bir de üstelik bilincini uyutarak, yaşadıklarını örtbas ederek devam ediyorsun yoluna.
B:
- Ne kadar da kolay sizi birbirinize düşürmek. En sevdiğim oyun işte bu benim. Bana cevap yetiştirmemeyi bir türlü öğrenemediniz. Sözlerim manasız, kışkırtıcı, derinliksiz. İşte çaldım ömrünüzden bir buçuk dakika daha.
No comments:
Post a Comment